çocuğunuzun kullanmadığı ya da paylaşmayı istediği bir oyuncağı ya da bir hikaye kitabını bana yolluyosunuz; ben hepsini güzel paketler yapıyorum ve bayram vesilesiyle sizler adına toplu bir şekilde ya Çocuk Esirgeme Kurumu' na ya da ihtiyacı olan bir vakıfa götürüyorum. güveni nasıl mı sağlayacağız; hepsini fotoğraflamaya çalışacağım, yolladıklarınızın yerine ulaştığını görebilmeniz için, çocukların o mutluluğunu görebilmeniz için.
yeni almak isteyenler yenisini de yollayabilir elbette; ama evinizde oyuncak sepetinin içinde oynanmayı bekleyen, birini sevindirmeyi bekleyen oyuncaklarınız varsa; yollamakla hiç bir şey kaybetmezsiniz. vereceğiniz bir tek kargo ücreti olacak. sadece oyuncak ve hikaye kitaplarınızı bekliyorum. yollayacaklarınızın çok fazla yıpranmamış olmalarına dikkat edelim saygı adına. katılmak isteyenler, mail yoluyla bana ulaşabilirler: minikatolyem@gmail.com
hatta ve hatta eşlik etmek isteyenler olursa hep beraber de gidebiliriz. bloglarınızda duyurup katılımı artırabilirsek çok daha güzel olur. güzel geri dönüşlerinizi bekliyorum... :)
son katılım: 12 Ekim 2012 Cuma (en geç bu belirtilen tarihte kargonuzu yollayabilirsiniz)
Diyor blogger arkadasim. Sizde bu etkinlige katilmak istiyorsaniz onunla iletisime geçin.
Adana mutfağının en lezzetli en güzel yemeklerindendir bu corba. Nam-ı diğer Yüksük çorbası, zaten nar eksisi çogu yemeklere lezzet katar, mutlaka denemelisiniz.
Malzemeler:
Buzluğunuzdaki mantı ( yoksa eğer oturup mantı yapacaksınız yada hazır alacaksınız başka çare yok :) ) Konserve nohut (dilerseniz bir gece önceden ıslatın) nar ekşisi Bir - iki diş sarımsak Tuz 1 tatlı kaşığı nane 3 yemek kaşığı Sıvı yağı 2 yemek kaşığı Salçası Su
Hazırlanışı:
Tencereye kişi sayısına yetecek kadar su koyup mantınızı ekleyin. 2-3 yemek kaşığı artık ne kadar yetecekse nar eksisi koyun ve mantiyi pişirin. O pişerken konserve nohutunuzun suyunu süzdürüp kabuklarını soyun. Mantı pişince nohutu ekleyin tencereye ve biraz daha kaynatın. Ayrı bir tavada 3 yemek kaşığı sıvı yağını 2 yemek kaşığı domates salçasıyla pişirin, 1 tatlı kaşığı nane ekleyip kısık ateşte pişirin. 1 yada 2 diş sarımsağı ezip biraz suylam salçalı naneye ekleyin ve pişirin. Kıvamı tutunca mantiya ekleyin. Bir tasim daha kaynatin çorbanızı ve ocağı kapatın. Biraz koyu kıvam olması gerek, nohut bunu zaten sağlıyor merak etmeyin. Herseyi göz karari yaptim artik sizde ayarlarsiniz. Bu yoresel bir yemek oldugu icin herkes sevmeyebilir dikkat! :) Afiyet olsun
Sonunda yumusak pogca yapabildim :) Aslinda klasik tarif, is beklemekte kaliyor yani mayalamakta...
Malzemeler:
1.5 su bardağı ılık sut
Yarım su bardağı sıvıyag
2 yumurta
1 paket yaşmaya (40 gr)
Yarım çay bardağı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
Alabildigi kadar Un ( ama hamur civik olacak )
Yapılısı:
Yas mayayi ilik sutte eritin. Yumurtanin beyazini harca eklicez sarisini uzerine surmek icin ayiricaz. Diger malzemeleri de katarak ele yapisan, civik bir hamur yogurun. Hamura şekil verebilmek için ellerinizi biraz yaglayin. İstediginiz ic harctan koyup sekil verin. Tepsiye dizip yumurta sarısını sürün. 1 saate yakın tepside ilik ortamda mayalandırın. Ben firini en dusuk derecede 30° de isitip sonrada kapatip oyle firinin içinde mayalandirdim. Daha sonra 175° ye ayarlayip pervaneli yani fanli pisiridim.
Sonra 170° de ısıtılmış fırında pisirin.
Pisince uzerine nemli bez ortunki sertlesmesin soguyunca. Bu malzemelerden orta buyuklukte iki tepsi kuçuk boyda uç tepsi pogca cikiyor. Afiyet olsunn :)
Merhabalar efendim,
Her sali post yazma karari verdik blogger arkadaslarla instagramda fakat ben ihmal ettim dun yazamadim birsey :(
Ama beni kurtaran Turkiye'den dostum cok sevdigim arkadasim Yasemin oldu :)
Kendisi cok sevdigi esine patlican oturtma yemegi yapmis bende gorup bayilinca tarifini istedimmmm :)
Hadi bloga koyalim deyince sagolsun kirmadi beni.
Tarifine gelince:
Patlicanlari yuvarlak yuvarlak dogruyorum
Patatesleride elma dilimi seklinde
Sonra kizartiyorum
Tencerenin altina patatesleri uzerine patlicanlari yayiyorum
Sonra 1 ortaboy sogan dogruyorum
Ve Sarimsak koyup Kavuruyorum bunlari sonra kiymayi ekleyip tekrar kavuruyorum iyice. Baharat olarak pul biber, karabiber, kimyon,
Tatli toz biberde koyuyorum.Pisince
Tencerenin en ustune kiymayi yayip kaynamis su ekliyorum biraz. Pisiyor zaten hepsi pismis oldugu icin 10-20 dk kaynasin yetiyor
Afiyet olsun.
Yasemin Korkmaz Guler...
Makinemi aldigimda içinden Turkçe kullanma kilavuzu çikmadigini soylemistim. Yazilarimi okuyup yorumlayan arkadasim Mesudenin gunlugu blogunun sahibesi Mesude Hanimefendi imdadima yetisti. Kendisindede ayni makineden varmis, onada esi hediye almis ne guzel tevafuk degilmi :)
Sagolsun bana kitapçigin tum sayfalarinni tek tek scan yaparak gonderdi. Allah razi olsun ebeden daimen kayyimen nurlar insin tepesinden. ( bir arkadasim boyle dua eder çok severim :) )
Eger sizdede ayni makineden olup Turkçe kullanma kilavuzu yoksa bilgisayariniza yuklemeniz için mesaj atin gondereyim sizede.
Sevgilerimle...
Merhabalar, Makinemi alali dort gun oldu ve bende hevesle kullanmaya basladim. Kizimin uzun gelen esofmanini kisalttim. Deneme yapmak cok heyecanli oluyor cunku ilk defa oturuyorum makine Basina. Bir terzi kizi olarak ayip bir durum bu benim icin. Biz her tamir islerimizi babama yaptirirdik, hic makine basina oturmadik. Oda sagolsun hep yapar eve getirirdi. Hersene Turkiye'ye gittigimde yaptiririm yine ona kiyafetlerimi :) Fransa'da olmuyor pek. Herkestw makine kendi isini kendi gormeye calisiyor ee bende heveslendim dogal olarak. Makineyi kullanmaya basladim bakal vakit buldukca kurcalayip ogrenirim artik.
Gelelim ogrendigim overlok isineeee. Kizimin pantolonunu kestim ama overlok makinem yok. Ee. Birde onu al diyemem esime :D instagramda yaptigim isi (asagida var ) paylasinca sade kahve blogunun sahibi ece arkadasim bana duz zigzag makinesi ile overlok cekebilecegimi hatta nasil yapacagimi anlatip fotograflayinca cok sevindim ve bir kac deneme ile basardim sukur :))
Tansiyon ayari genelde 3 olurmus. Sanirim çok onemi yok ( bilmiyorum çok anlamadim o ayardan birsey ) Length yani uzunluk ayari 0 yada 1 yada 0,5 te olmasi gerekli. Kumasi igne ayaginin tam ortasina koymaliyiz. Sag taraf boslugu sol tarafta kumasi dikecek. Bununla ilgili videolar var ingilizce ama baska marka makinelerin var. Tabi isterseniz ben yinede eklerim. Burdan sade kahve blogunun sahibesi ece hanima tekrar cok tesekkur ediyorum bana harika birsey ogretti. :)
Bu tansiyon ayari çokta onemli degil sanirim
iste onemli olan ayarimiz bu; uzunluk 0,5 yada 1 olmali zaten kitapçikta ayarlarin resmi var.
kitapçiktaki zigzag ayarlari
Kumasgi gordugunuz gibi tam ortaya yerlestiriyorsunuz. Sag tarafi bosu sol taraf kumasi dikiyor.
Sonuç boyle oluyor.
Asagidaki fotografta ecenin benim ogrenmem için çektigi fotograflar.
Kumasi tam ortaya koyup ayarlarinida yapip dikiyor. Onun Makinesi Brother di galiba. Kendisi zaten buraya yazar onada sorabilirsiniz.
Buda videolar,
Bu dikis, overloku ogrenmeden once yaptigim surfile dikisi :)
Evlilik yildonumumuz için esim supriz yapip bana çok istedigim dikis makinesini almis :)
Gorunce çok sevdindim, çok mutlu oldum Allah razi olsun ebeden. Dikis bilmememe ragmen çok istiyordum makine. Ufak tamir islerini ogrenip yapmayi ve kuçuk hobilerle ugrasmayi istedigim için lazim oluyor. Simdi makineyi aldi ama kullanma klavuzu dogal olarak turkçe degil :( içinden dvd falanda çikmadi, ee bende fransizcada yok. Hiç makine basina oturmamis biri olarak epey afalladim nasil baslicam diye :D
Internetten arastirmaya basladim tabi, turkçe kullanma klavuzunu bulamadim. Singerin twitter ve facebook hesaplarina mesajlar attim geri donmediler sagolsunlar :/
En sonunda youtube da bir kaç video buldum ama ispanyolca. Bunada sukur deyip orda nasil yapiliyorsa yaptim ipi geçirme, bobin sarma vs...
Bu, tanitim
Bu, fonksiyonlarini anlatan tanitim
Bu, nasil iplik geçirilir
Bu, ayak degistirme
Bu, bobin sarma
Videolarin epey faydasi oldu. Makineyi daha dün aldigimiz için çok birsey dikemedim. Zaten ipligi igneye taktigima seviniyorum :))
Buda benim makinem :)) Instagrama koymustum :)
Deneme bir iki :)
Bakalim neler yaparim ilerleyen zamanda. Simdilik makineyi ogrensem ve tamir islerini yapabilsem yeter. Daha sonra bakariz birseylere :))
Bu tarifi hep denemek istemistim kismet buguneymis :)
Fotograflar nasil yapildigini anlatiyor zaten. 1 tane yufkayi ortadan ikiye kesip duz kismina sosisleri yerlestirin ve sıkı sıkı sarin...
Aralikli olarak kurdan batirip
Kesin ve kurdanlari tamamen batirin. Kizgin yagda kizartin. Bu kadar :)
21 aylik olan canim kizim Esma'mi artik sütten kesiyorum. Cok sukur bu zamana kadar içtigi için seviniyorum çunku çogu bebekler almayabiliyor annesutunu. Biraz mecburi oldu bu ama olsun zaten 3 ay onra biraktiracaktim, banada çok yapismisti ve surekli istiyordu. Turkiye'ye tatile gitmeden once arastirmalara baslamistim ben zaten nasil keserim diye. Dogru olan tiksindirmeden asama asama kesmekmis sabahlari azaltip sonra tamamen kesip , geceyi azaltip daha sonra tamamen kesmekmis ama ben bunu yapamadim gerçekten :( oyle yapinca daha çok yapisiyor sanki.
Yapanlari tebrik ediyorum gerçekten. Tiksindirerek kesilen çocuklardada ilerde yemek yemegi reddedebiliyormus. Tabi her çocuk ayni degil yapmayanlarda vardir elbet.
Benim yontemim ise Sari Sabir tasi ile oldu. Bu meshuuurrr her derde deva Aloe Vera bitkisinden yapiliyor. ( Bitkinin yapraklarindan çikarilan özsuyu, güneste veya isitilarak yogunlastirilmasiyla elde edilen bakiye, siyah parlak kütleler hâlinde kalir. Bu madde sari sabir adini alir ) mis. Bilgiyi bir aktar sitesinden aldim ayrica;
Sari sabir ( Aloe )
Sarı Sabır Bileşimi Acı madde, antrakinon türevleri, uçucu yağ ve reçine taşır. Sarı Sabır ÇayıHekim önerisine göre kullanılır. Sarı Sabır Taşı Diğer İsimleri Sabırlık, Öd Ağacı. Sarı Sabırin kullanimiSarısabırı sicak suda eriterek çamur yapıp gögus uçlarına sürülürse, bebek meme emmekten kesilir. Sağlığa uygundur. Aynı şekilde, bu çamur, tırnaklara sürülürse, bebeğin tırnak yemesi de kesilir Sarı Sabır Aksi Tesirleri Rahimde kasılmalara yol açtığı için, hamileye yasaktır. İçilme şeklinde dozaj aşımı tehlikelidir.
Sarı Sabır Özellikleri Sabır taşı denilen; sarı sabır'a benzer bir taş vardır. Sabır taşı sağlığa zararlı, sarı sabır taşı ise sağlığa zararsızdır. Sarı Sabır Botanik Bilgileri Aloe Vera cinsi sarı sabır taşları içinde en kalite olanı sarı sabırdır. BIR UYARIDA BULUNAYIM ARKADASLAR; BU TASI SURUNCE USTUNUZ BASINIZ BATIYOR VE LEKESI ÇIKMIYOR :( ÇOK DIKKATLI OLUN OLURMU?
Ilk gunum çok zordu vallahi. Oglen inat etti uyumadi emmedigi için. Gecede 1 saat agladi çunku besigine koymustum. Sonra dayanamayip sizdi uyudu. Gece ara ara uyanip istedi yine ama vermeyince uyudu sukur. Ikinci gunun oglenide uyumadi inat etti ve gece 20 dk agladi bu sefer. Daha sonraki gunlerde kucagima alip uyutmaya karar verdim çunku babamiz aglamasina dayanamiyordu bana zorluk çikartiyordu. Kucagima alinca biraz mizmizlanip uyumaya basladi. Bu arada her uyumadan once biberonla ut verdim ve çok sukur içiyor ama malesef sekerli içiyor. Seker koymazsam içmiyor :( disleri çuruyecek diye korkuyorum vallahi ama napim su asamada mecburum. Daha sonra azaltip unuttururum sekerli içmeyi insaallah. 7 gun oldu bugun artik aglamadan ama kucagimda sarilarak uyuyor. Sevindirici bir sey var oda oglenleri bir saat uyuyan kizim artik 3-4 saat uyuyor geceleride sadece bir kez uyaniyor. Sabir tasini aktarlardan alabilirsiniz 1 TL almistim ben 10 gramini. Fransada ismi Aloès du cap , Almanyada ise Aloe Harz ve Kap Aloe diye geçiyor. Guvendiginiz sitelerden alabilirsiniz. Ben bir kaç sitede gordum internette ama guvenilirmi bilemiyorum. Siz arastirip alabilirsiniz aktar gibi dukkanlar varsada ordan alabilirsiniz. Almanyada; http://www.sonnlicht.de/Raeucherwerk/Harze-Balsame/Aloe-Harz-Kap-Aloe-20-g-Saeckchen.html?listtype=search&searchparam=Aloe%20Harz& http://www.methusalem.de/index.php?cPath=61_194
Allah yardimcimiz olsun hepimizin vallahi çok zor...
Dun yaptigim bu tarif internette pek cok yerde var. Fakat ben biraz degisiklik yaptim. Hem hafif hemde leziz oldu :) sunumuda şık. Guvec ve pilavin yaninda iyi bir menu oldu. Tavsiye ederim.
Tarife gelince;
Bagetleri yikayip soganla hasladim. Kucuk tencerede yag salcayi kavurup cok az su ekledim tuz karabiber pulbiber reyhan ekledim. Ketcap kivaminda oldu. Merdaneyle unlayip biraz actigim milfoylere bu sosu yumurta fircasiyla surdum ve derisini cikardigim butlara sardim. Uzerine yumurtasarisi surdum 180 derece firinda kizarana kadar pisirip sicak servis ettim. Onceden hazirlayip iftara 1 saat kala yaparsaniz sicak ve citir citir olur
Keman en sevdigim enstrumanlardan, ogrenmeyi çok isterdim ya. Ah Turkiyemde olsam kesin kursa giderdim. Kemani ustadindan ki hele hele Dunyaca unlu bir ustaddan dinlemek harika birsey. Farid Farjad nam- diger Kemani aglatan adam olarak bilinir. Bilenler zaten bilirde ah bilmeyenler sunlari bir dinlesin...
Tuglerim diken diken oluyor dinleyince...
Ustad Iran asilldir ve Tahran dogumludur. 1979'daki Iran Islam Devriminde muzigin haram sayilmasi sebebi ile ABD ye yerlesmistir. Kendisi bunu bir surgun olarak nitelendiriyor. Muzigindeki huzun ve gamin memleketinden yillarca ayri kalmasindan sebep deniliyor. Kendisi Turkiye'de 5 kez konser vermistir. ( ah keske bende gidebilsem ) Turkiye irana sinir oldugu için Turkiye memleketim kokuyor, hasretimi biraz olsun dindirebiliyorum. memleketimin kokusu geliyor diyor. Uzuldum valla ya.
Zaman Gazetesinden ropörtajini aktariyorum.
Farid Farjad: Türkiye'den başka hiçbir ülkede bu kadar sahiplenilmedim
MURAT TOKAY - 20.03.2010
'Devrim'le birlikte İran'dan ayrılan sanatçılardan Farid Farjad, 30 yılı aşkın bir zamandır Amerika'da yaşıyor. Farjad, dünyanın en tanınmış keman virtüözlerinden biri.
Yayınlanmış beş albümü var. İstanbul Modern Sanatlar Galerisi'ndeki görüşmeye eşi Mitra Tavakol de iştirak etti. Sorularımızı tercüman aracılığıyla Farsça olarak cevapladı.
-Ne zaman Farid Farjad dinlesem ince bir yağmura tutulurum. Hüznün kalp atışlarını duyar, bir şiirin içinde bulurum kendimi. Keman sesiyle birlikte insan kendine doğru bir yolculuğa çıkmıştır...
Müziğiyle içimde fırtanalar koparan adam, İranlı keman virtüözü, şimdi karşımda duruyor. Yaşına rağmen (72) gayet dinç görüyorum onu. Los Angelas'tan İstanbul'a yeni geldiğini, biraz yorgun olduğunu söylüyor. "Sadece sizin talebinizi kabul ettim. Ben Zaman Gazetesi'ni seviyorum. Benimle daha önce de arkadaşlarınız görüşmüştü. Sizin çektiğiniz fotoğrafları Amerika'daki bir programda kullandım. Gazetenizin de reklamını yapıyorum." diyor gülümseyerek.
Farid Farjad, Türkiye'de geç keşfedildi ama kısa sürede çok sevildi. İnternette müzikleri en çok paylaşılan müzisyenlerden birisiniz. Bu ilgiyi nasıl karşılıyorsunuz?
Ben de sevenlerimi çok seviyorum. Öyle sanıyorum ki Türk halkı müziği çok seviyor, önem veriyor. Müzik zevkleri gelişmiş. Bu kaçıncı gelişiniz?
Daha önce dört kez geldim. Bu, beşinci olacak. Kısa süre içinde beş kez gelmek beni coşturuyor. Türk halkının bana bu kadar çok değer vermesi beni mutlu ediyor, duygulandırıyor. Bir başka ülkenin sanatçısına bu ölçüde değer verip sahiplenmeyi başka bir ülkede görmedim. Bu da benim çalışmama şevk veriyor. Önceki konserlerinizde hangi şehirleri gezmiştiniz?
İstanbul, İzmir, Ankara'da konserlerim olmuştu. İki hafta Türkiye'de kalacağım. Antalya, Diyarbakır, Adana, İstanbul ve İzmir'de konser olacak. Hangi şehri çok sevdiniz?
Tabii ki İstanbul. Bu şehirler içinde İstanbul bir başka. Bir kere tarihî dokusu, havası, insanı çekiyor. Boğaz'ı apayrı bir güzel. Bu ortamda olmayı seviyorum. Bir önceki gelişinizde Türk halkına beste yapacağınızdan söz etmiştiniz. Hazırladınız mı?
Evet. Eşimle birlikte iki beste hazırlıyoruz. Bu parçaları İstanbul Müzik Festivali'nde Türk halkına çalacağım. Bu iki beste, Kültür Bakanlığı'nız İstanbul'un Kültür Başkenti olması sebebiyle bir albüm hazırlıyormuş, orada da yer alacak. Bir haberim daha var: Artık Türkiye'de piyasada olan beş albümümü Pera Müzik yayınlayacak. Ülkemizde çok sevilmenizde Doğulu bir kalp taşımanızın etkili olduğunu düşünüyorum...
Doğrudur. Ben Şark'tan geliyorum. Özüm Doğuludur. Şunu bilmeliyiz ki; medeniyet Şark'tan gitmiştir. Uygarlığın beşiğidir Şark. Müzik de Batı'ya Doğu'dan gitmiştir. Endülüs kanalıyla... İran, Mısır, Suriye büyük müzisyenler yetiştirmiştir.
Benim müziğimde hüzün var. Ama bu; gam, kasavet değil. Doğu halkı da hüzünlüdür. O duyguyu yaşamasında kralların, imparatorların da payı var. Doğu halkı yüzyıllar boyu istibdat ve tahakküm görmüş. Bizde hep savaş, hep savaş vardı. İnsanlar baskı altındaydı.
Şair Hilmi Yavuz'un güzel bir dizesi vardır: "Hüzün ki en çok yakışandır bize"...
Çok güzel. Bu duygular yaşam şekline göre oluşuyor. Hüzün, hicran, ayrılık, Doğu'da bir yaşama biçimi. Hüzün Doğu'da yüceltilir; çünkü Doğu insanı duygularıyla yaşar ve hep hüzünlüdür. Müziğinizin ruhanî bir yanı da var...
Dinleyen de onu fark ediyor, biliyor. O, maneviyatı duyuyor. Çünkü müzisyen ilhamla, aşkla yapıyor işini. Bill Gates'e, Eintstein'a daha farklı zekâlar vermiş tanrı.
Mitra Tavakol: Türk halkı Farjad'dan kendi beğendiğini alıyor. Kendi aradığını buluyor. Farjad, Bach da çalıyor. Akademik bir tahsili var. Modernle kalbi birleştiriyor. Avrupa'da buna hüzün demiyorlar, duygu diyorlar. Keman, Farjad'ın duygularıyla, kalbiyle dinleyicinin kulağına bağlanıyor. Farjad, bir bağlantı kuruyor. O, bir aracı. Bu ruhanî havanın dinle ya da tasavvufla ilgisi var mı?
Bu ruhaniyet dinlerle ilgili değil. Evet, inanıyoruz ki bir yaratıcı Yüce Varlık var. Sanatçı o varlığa, diğer insanlardan her zaman daha yakın olmuştur. Ben buna inanıyorum. Sanatçı tanrıyla bir bağlantı kurabilir, sanatı tanrıya yaklaştırır onu. Müziğinizle ilgili bloglarda yazılanlara göz attığımda şöyle bir yorumla karşılaştım: "İnsanda şiir yazma hevesi uyandırıyor." Gerçekten öyle...
Bu, sanatın ve sanatçının görevidir zaten. O duyguyu verebilmek. Doğada sesler vardır. Bunu herkes duyamaz. Benim görevim bu sesleri oradan çekip almak ve insanlarla paylaşmak. Ben karanlıklardan; bir büyük gizemden topluyorum müziğimi. Müzisyen olmayanın duyamadığı o sesleri benim bir yol bulup insanlara sunmam gerekiyor. Çünkü insanların o sesleri duyması gerekiyor. O sesleri kendime saklayamam. Rahat edemem. Ben müzik yaparak, insanları o seslerle tanıştırıyorum. İnsanlar da o sesleri benim musikimle duyuyor. Bu çok güzel bir şey.
Mitra Tavakol: İnsanları bu kadar etkilenmesi Farjad'ın samimiyetinden kaynaklanıyor. Çünkü Farjad, o sesleri kalbinde büyütüyor.
Yeryüzünde iki tür sanatçı var. Bunlardan biri gerçekten sanatçı olanlar. Bir de gelip geçici olanlar var. İki gün dinlenip, üçüncü gün unutuluyorlar. Bir daha kimse onlar hakkında konuşmuyor. Sanat, benim içimden geçeni karşı tarafa vermem demek. Karşıdaki onu alabiliyorsa ben sanatımı iyi icra etmişimdir. Bu, benim görevim. Şiirle aranız nasıl?
İran şiiri hep önde olmuştur. Çünkü Şii mezhebinde müzikle uğraşılması pek hoş görülmez. Şiir öne çıkmıştır. Ama sanatlar içinde müzik, şiirden bir adım daha öndedir. Neden?
Çünkü birinci sınıf bir sanattır müzik. Canlı, doğar doğmaz sesle tanışır. Bülbül sesi, kuş sesi... İnsanın ilk tanıştığı sanattır, müziktir de o yüzden. Müziğinizdeki acı ve hüzünde, yıllardır İran'dan uzakta sürgün olmanızın payı ne kadar?
İran'da devrim olduktan sonra bir nevi sürgüne gittim. Ondan sonra benim müziğim, eserlerim bu yöne kaydı. Hüzün, ayrılık, hicran... Bu yönüyle gündeme geldi. Hayatınızda da hep hüzünlü müsünüz?
Müziğim neyse benim hayatım da odur. Hayatım da müziğim gibidir. Amerika'da nerede yaşıyorsunuz?
Los Angeles'ta yaşıyorum. Çok sakin bir yaşantımız var. Öyle zaman oluyor ki bir ay insan görmüyoruz. Kendi hayatımızı devam ettiriyoruz. Amerika'daki İran'ı yaşıyoruz. Çevremizdeki insanlar genelde İranlı. Müzisyenler, gazeteciler... Gittiğimiz restoranlar İranlı. Yaşadığımız çevreye 'İran Angeles', 'Tahran Angeles' diyorlar.
MITRA TAVAKOL-FARID FARJAD (piyanist esi)
Hafız'dan, Mevlânâ'dan besleniyorum
Bu müzikler nasıl çıkıyor? Beslenme kaynaklarınız neler?
Tarih, felsefe, edebiyat bilmeniz gerekiyor. Hafız'ı, Sadi'yi, Mevlânâ'yı okumanız gerekiyor. Saydığım bu üç isim bana ilham veren kişilerdir. Düşünebiliyor musunuz; benim duyduklarımı, hissettiklerimi Hafız 200 yıl önce duymuş; muhteşem. Mevlânâ'ya son yıllarda büyük ilgi var...
İnsan, Mevlâna'yı tanıdıktan sonra yolunu bulmuş demektir. Bir adım daha ileri gitmiştir. O gizemli yere yaklaşmış demektir. Sizin için "kemanı ağlatan adam" diyorlar.
Keman, istisnai özel bir çalgı. 15. yüzyılda keman çalanların tanrının özel kulları olduğuna inanılıyormuş. Normal bir insan, bir kul bunu yapamaz, bu sesleri çıkaramaz, diyorlarmış. Gerçekten keman kadar insana yaklaşan bir enstrüman göremezsiniz. Kemanı ses ile karşılaştırabiliriz. İnsanın gırtlağı en iyi enstrümandır. Sonra keman gelir. Kemanla da konuşabileceğimizi ve şiir söyleyebileceğimizi gösterdim. Ben kemanımla insanlarla konuşuyorum.
Başka bir enstrüman çalıyor musunuz?
Akordeon çalıyorum. Konserlerde size kim eşlik ediyor?
Değerli eşim Mitra Tavakol piyano çalıyor. Sizin Kürt kökenli olduğuz da yazıldı. Doğru mu?
İran'da çok Kürt var, ama ben değilim. Farisî'yim. Türk yemeklerini sevdiniz mi?
Balık, kebap ve lahmacunu çok sevdim. Bir de zeytin muhteşem.m.tokay@zaman.com.tr
Hayirli ramazanlar herkese,
Kosusturma ve davetlerle gecen guzel bir ramazan geciriyoruz cok sukur. Mercimek diye kandirdigim balkabagi corbam gayet sevildi ;)
Tarifine gelince:
1 kg kusbasi dogranmış balkabagi
1 adet yemeklik dogranmis soğan
1 adet minik doğranmis havuç
1 adet minik doğranmis patates
5 kaşık siviyag
3 adet defneyapragi
8 bardak kaynamis su
tuz ,karabiber,
Yarim paket Sut kremasi
Sogani,patatesi ve havucu yağda soteleyelin.Kabaklari ve defne yapraginida koyup 5-10 dakika daha karıştırarak kavurun.
Kaynamis suyu,tuz ve baharatları da ekleyip 30-35 dakika yumusayincaya kadar pisirin. Kabaklarda pisincr defne yapraklarını içinden alıp el blendirindan gecirin. Süt kremasını ekleyip 5-10 dk daha kaynatin. Ocagin altini kapatip servis yapin. Afiyet olsun
Fransiz marketten aldigim minik kabak ( iki tane kullandim )
Geçen sene ramazanda misafirlerim için bir patates çorbasi yapmistim.Cok begenmislerdi. Tesekkurler yemek gunlugum.
Malzemeler:
2 adet orta boy patates
1 adet kuru soğan
1 lt kaynar su
1 adet tavuk bulyon
2 çorba kaşığı un
2 çorba kaşığı margarin ve 1 yemek kaşığı sıvı yağ
tuz
Üzerine:
1 çay kaşığı kırmızı biber
2 çorba kaşığı margarin
Yapılışı :
Önce soğanlar yemeklik doğranır. Patatesler soyulup küçük küçük doğranır. 2 çorba kaşığı margarin tencereye konur eriyince soğanlar ilave edilir ve soğanlar hafif pembeleşene kadar kavrulur.
2 çorba kasigi un ilave edilir ve kavurmaya evam edilir.
Tencereye sıcak su ilave edilir. tavuk bulyonlarda ezilerek katilir.
Arkasından patateslerde ilave edilir ve patatesler yumuşayıncaya kadar kaynatılır.
Tencerenin içindekiler blendirdan geçirilir.
Tencere tekrar ocağa konur ve içerisine süt ilave edilir. Bu şekilde de 10 dakika kadar kaynatıldıktan sonra ocaktan alınır ve tuzu ilave edilir.
Üzerine kırmızıbiberli yağ yakılarak servis yapılır.
Hayirli Ramzanlar efendimmm,
Tembelligimden olsa gerek bloguma çok ara verdigimi biliyorum. Tatilden donunce boyle oluyor galiba ... Öncelikle hayirli ramzanlar dilerim herkese, bol bereketli, bol ibadetli geçer insallah hepimizinki.
Rabbim bu mubarek ayda Suriye'deki ve ARAKAN'daki zulüm goren kardeslerimize yardim etsin :( Oruçlarimizi açarken çok dualar edelim onlara arkadaslar. Guvendiginiz yardim kuruluslarinada bagislar yapip destek verebilirsiniz. Simdiden yardimlar ulasmaya baslamis çok sukur.
Bizlerde destek verelim insallah. Rabbim onlarin yardimcisi olsun :(
malzemeler:
3 adet kuru soğan
1 çay bardağı zeytinyaği
2 su bardağı pirinç
1 yemek kaşığı kuru nane
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tarçın
2 tatli kasigi şeker
1 su bardağı kıyılmış maydanoz
1 tatlı kaşığı tuz
1 kg dolmalik biber
isterseniz dolmalik fistik 2 su bardağı kaynamış su
1 tane domates
hazırlanması:
3 adet kuru soğanı yemeklik doğrayın 2 su bardağı pirinci yıkayıp soğanlara ekleyin. Sonra sırasıyla kuru nane, karabiber, tarçın, şeker ve kıyılmış maydanoz ekleyip karıştırın. Diğer tarafta dolmalik biberleri yikayip temizleyin ve biçakla birkaç çizik atin (delin). Hazirladiginiz harci biberlere doldurun tencereye dizin bir tane domatesi minik minik kesip biberlere kapak yapin. Ustune bir tabak yerlestirin ve kaynamis suyu dokun. 1 yemek kasigi kadar zeytinyagini gezdirin ve kapagini kapatip pirinçler ve biber yumusayana kadar pisirin. Servis yapin...
Merhaba,
uzun zamandir tatil sebebiyle ara verdigim bloguma yeniden dondum :)
Ne kendime bloguma nede sizinkilere bakamadim ama insaallah bundan sonra bakabilirim. Tatilim guzel geçti ama istanbul çok sicakti çookk. Senede bir kez gittigim için hep ailemin yaninda kaldim oyle tatil koyu falan yok bizde :) bizim tatilimiz ailmizin yani :))
Neyse ben direk tarifime geçeyim hanmlar, evde çok artan kekim oldugu için degerlendirmek istiyordum. Canim kayinvalidecigimin misafiri gelecegi için hemen bunu dusunup yapiverevim dedim :) Biz begendik tadini, gelenlerde sevdi. Sizde denerseniz belki seversiniz :))
Malzemeler:
Buzlugun attiginiz yada elinizde kalan artkan kekler
Turkiye'de tuzsuz labne peyniri Fransa'da mascarpone ( mascarpone buyuk marketlerde varmis, migros, carrefour'da falan )
1 paket krem santi ( ben kakaolu kullandim )
Krema sertlestirici ( cremfix )
Nestle dessert kuvertur çikolata ( aman onu nerden bulcam simdi diyorsaniz dr oetker çikolata sosu )
Yarim kutu sivi krema
Yapilisi:
Herseyden once kremsantiyi krema sertlestirici ile hazirlayip buzdolabina koyun.Kekleriniz buzlu ise mikrodalgafirinda buzunu çozdurun ve elinizde ufalayin. Mikrdalga yoksa buzunu çozulmesini bekleyin. Buzlu degilse zaten diren bir kabin içine ufalayin.
labne peynirini yada mascarpone hangisini kullaniyorsaniz kekin içine koyup hamur gibi yogurun.isterseniz içine findik, fistik, ceviz kuru uzum katabilirsiniz.
salata kasenize yada neyin içine yapmak istiyorsaniz streç film (sera) ile kaplayip kekini içine duzun. içine buzdolabinda kivama gelen kremsatiyi dokun
Hamurdan tekrar buyuk parça ile kremayi kapatin.
Siz çikolata sosunu yada kuvertur çikolatasini krema ile hazirmarken pastayida buzdolabinda bekletin.
Kuvertur çikolatasinin hazirlanmasi ( ganas ) : kremayi dibi tutmaz bie tasa koyup ocaga koyun ve kaynama noktasina getirin. Ocaktan alin ve içine kuvertur çikolatadan birz biraz koyup karistirin ve çikolatayi eritin. daha sonra sogutarak pastanin uzerine dokun. çok sogumasin yoksa sertlesiyor. çikolata sosu ile hazirlancaksa onu paketin arkasindan yaparsiniz zaten.
buzdolabinda biraz soguyup sertlesince uzerini susleyin.
afiyet olsuunnn :)
Merhaba blogdaşlarım,
uzunnnn zamandır ne sizleri ziyaret edebildim nede post yazabildim. Çünkü ailemin yanına İstanbul'a tatile geldim: Onlarla ne kadar vakit geçirsek kar diyede buraları epey boşladım. Ama yine dayanamayıp bir post yazıp kaçayım dedim :)
Tatilimin ilk haftasını Ankara'da eşimin teyzesinde geçirdim. Kalan günleride İstanbul'da geçiriyorum.Kızımın küçük, hareketli ve araştirmacı olmasından sebep pek dışarıya çıkamıyorum ve birde malumunuz havaların yağışlı olması sebebi ile evdeyim genelde :) sadece kızımı evimizin yakınındakı parka götürüyorum. Benim 14-15 yıl önce oyun oynadığım parkta artık kızım koşup oynuyo, zaman nasılda geçiyor değil mi? Hibirşey anlamıyoruz valla...
Gelince açma-simite saldırdım resmen :))
Diyet işinide bir ay mola verdim eh bırakında anne yemekleri yiyeyim doya doya, memleket hasreti giderim, helal yiyeceklerden yiyeyim dimi? :))))))))))))
Ankara'da fırında alabalık pişirdim, tadı çok guzeldi balığın. Fırında olmasıda ayrı bir güzel tabi. Tarifini yazayım yapmak isteyenlere...
Fırında Alabalık
Yapılışı:
Fırınınızı 180 dereceye ayarlayın. Kişi sayısı kadar alabalığı yıkayıp aradasını kesip içini tuzlayıp yaglayın hafifçe domates, limon ve patatesi dilimleyip fırın tepsisine dizdiğiniz balıkların üzerine dizin.
1 limonun suyunu sıkıp içine nane,zeytınyağı, dereotu evde ne varsa damak tadınıza göre ekleyip balıgın üzerinde gezdirin veönceden ısıttığınız fırına surun. balıklar kızara kadar pişirin:
Afiyet olsun :)
Tatilimizin bitmesine 15-20 gun kaldı. Bu yuzden tekrar yazarmyım bir post bilemedim :) şimdi sizleri ziyarete geliyorum savulun :))
Merhaba, Ben Saadet, 2 çocuk annesi, eskiden anaokulu yardimci Ogretmeni şimdilerde Butik Pasta tasarimcisiyim :) 2008'de Fransa'ya evlenerek geldim ve burda edindiğim bilgileri, tecrübeleri benim gibi Fransa'ya yeni gelenler ve ev hanımları için paylastigim 2009'da yazmaya basladigim blogumda paylaşıyorum. Youtube'a da ara sıra video ekliyorum. Sevgiler.